Amerikalılar Niçin Bu Kadar Gülüyor?

30 Ara 2017

Göç ve kültürel değerler, insanların yüz hareketlerini nasıl etkiler? “Birinin Amerikalı olduğunu ele veren şey nedir?” sorusu her seferinde belirgin bir özellik ön plana çıkmaktadır: dişleri gösteren, kocaman gülüşler.

İnternette anonim olarak dolaşan bir söylentiye göre sokakta bir yabancı size gülümsediğinde:

  1. Sarhoş olduğunu
  2. Deli olduğunu
  3. Amerikalı olduğunu varsayarsınız

Geçtiğimiz yıllarda, bazı ülkelerin niçin ortalamadan daha az güldükleri ve aşırı enerjik görünen kişilere şüpheyle yaklaştıkları konusunda bir yazı yayımlanmıştı. Bu çalışma; diyelim ki Rusya’da, herhangi bir sebep olmaksızın mutlu görünen insanların komik gibi görülmesinin, ülkedeki istikrarsızlık düzeyinden kaynaklanabileceğini göstermiştir.

Fakat yelpazenin öbür ucundaki aykırılıkları açıklayan ilginç bir çalışmalar dizisi de bulunmaktadır. Özellikle de Amerikalıları ve basmakalıp kocaman gülüşlerini.

Çok göç alan ülkelerin, tarihsel olarak sözlü olmayan iletişime (beden diline) daha fazla bel bağladıkları anlaşılmıştır. Yani bu ülkelerdeki insanlar daha fazla gülüyor olabilir.

Uluslararası bir araştırmacılar grubu, 2015 yılında yayınlanan bir çalışma için, 1500 yılından beri çeşitli ulusları besleyen “kaynak ülkelerin” sayılarına bakmıştır. Kanada ve Birleşik Devletler gibi ülkeler, sırasıyla 63 ve 83 kaynak ülke ile büyük bir çeşitlilik arz ederken; Çin ve Zimbabve gibi ülkeler ise nüfuslarındaki sadece birkaç milliyetle oldukça homojendirler.

Çeşitli hislerin ne kadarının açıklıkla ifade edilmesi gerektiğiyle ilgili ne düşündüklerini öğrenmek için 32 ülkeden insanlar seçildikten sonra yazarlar, duygusal dışavurumun çeşitlilikle ilişkili olduğunu bulmuşlardır. Başka bir şekilde ifade edecek olursak çevrede çokça göçmen bulunduğu zaman, herkes aynı dili konuşmadığı için, güven ve işbirliğini inşa etmek için daha fazla gülmek zorunda kalabilirsiniz.

Çeşitliliğin çok olduğu ülkelerdeki insanlar, başka bir sebepten ötürü de daha homojen uluslara kıyasla daha fazla gülerler. Daha çok göçmenin bulunduğu ülkelerde insanlar, sosyal bağ kurmak için de gülerler. Daha az çeşitliliğin olduğu ülkelerde gülmenin, daha ziyade birisinin “sizinle yakın arkadaş olmak istediğinin” bir işareti olduğu söylenir. Daha tekdüze ülkelerde ise insanlar daha çok birbirlerine üstün olduklarını göstermek için gülme eğilimdedir. Yazarların yorumuna göre, ciddi göçmen akınlarının yaşanmadığı ülkeler daha hiyerarşik olma eğilimi taşıdıkları için; sözlü olmayan iletişim (beden dili), bu ince güç ilişkilerini sürdürmeye yardım ediyor olabilir.

Yani Amerikalılar, İsveçli atalarımız İtalyan komşularıyla arkadaş olmak istedikleri çok gülerler ama buongiorno (İtalyanca günaydın, iyi günler; Türkçede “bonjorno” olarak telafuz edilir) kelimesinin nasıl telaffuz edileceğini bilemezler. Akla yatkın görünüyor. Fakat klasik Amerikan gülüşüyle ilgili çok  y  a  y  g  ı  n  bir şey daha var. Amerikalılar niçin bu kadar şevkli ya da ateşli bir şekilde gülüyorlar?

“Heyecanlı” bir gülüş örneği.

Bu, Amerikalıların yüksek enerjiye ve mutluluk hislerine, diğer bazı ülkelerden daha fazla değer vermesinden kaynaklanıyor olabilir. Geçen yıl yayımlanan bir çalışma için araştırmacılar, Amerikalı ve Çinli iş dünyası ve devlet liderlerinin resmi fotoğraflarını karşılaştırdılar. Bu fotoğrafları, “yüz kası hareketleri” seviyelerine göre kodladıktan sonra; Amerikalı liderlerin Çinli liderlere kıyasla her ortamda hem daha fazla güldüklerini hem de daha “heyecanlı” gülüşler sergilediklerini buldular.

Ardından 10 farklı ülkeden üniversite öğrencilerine, bir hafta içerisinde belirli duyguları – mutluluk, sakinlik, düşmanlık gibi – tercihen hangi sıklıkta yaşamak isteyeceklerini sordular. Ve bu 10 ülkeden milletvekillerinin fotoğraflarına baktılar. Bir ülkenin üniversite öğrencileri, heyecan ve coşku gibi mutluluk ve yüksek enerji içeren duygulara ne kadar fazla değer veriyorsa, devlet yetkililerinin de fotoğraflarında o kadar coşkulu göründüklerini buldular. (Gayri safi yurt içi hasıla gibi ekonomik göstergelere bakıldığında bu karşılıklı ilişki tutmaktadır.) İlginç bir şekilde bu ülkelerdeki insanların gerçekten mutlu hissetme miktarları, durumu etkilememiştir. Liderlerin coşkusu, seçmenlerinin gerçek duygu durumlarını değil de ideal, olması istenen duygu durumlarını yansıtıyor gibi görünmektedir.

Fotoğraflardaki coşkulu gülüşlerin oranı (y ekseni) ve öğrencilerin bir duygu olarak coşkuya verdikleri değer (x ekseni)

Gülüşlerin değeri ve kullanımı konusundaki bu kültürel farklılıklar, turistleri hayrete düşürmek dışında, aynı zamanda ikonik Amerikan şirketlerinin denizaşırı yayılmasını zorlaştıran bir neden olabilir. Invisibilia’nın son bölümlerinden birinde, McDonald’s 90’larda Rusya’ya girdiğinde çalışanlarını nasıl gülümsemeleri gerektiği konusunda yetiştirmek zorunda kaldıkları anlatılıyor.

New York Times’da 2006’da yazılanlara göre; Wal-Mart Almanya’da mağazalar açtığında şirket, sade, durgun geleneklere ayak uydurmak için canlı, neşeli yöntemlerine ayar çekmek zorunda kalmıştır.

Wal-Mart kasiyerlerin müşterilere gülümsemesini talep etmekten vazgeçmiştir – bazı erkek müşterilerin flört olarak algıladığı bir uygulama – ve çalışanlar tarafından söylenen Wal-Mart sabah şarkısını da rafa kaldırmıştır.

Burada 5000 Wal-Mart çalışanını temsil eden Verdi Sendikası’nın sekreteri Hans-Martin Poschmann, “İnsanlar bu tür şeyleri tuhaf karşıladı. Almanlar bu şekilde davranmaz.” dedi.

Yazık ki bunlar yeterli olmadı ve Wal-Mart o yıl yüzlerce milyon dolar kaybedip Alman piyasasından çekildi. İşin içinde Wal-Mart’ın başarısız bir şekilde Alman işçilerinin yerini değiştirmeye çalışması gibi başka kültürel farklılıklar da vardı. Wal-Mart’ın Bentonville, Arkansas merkezindeki patronlar, Bavarian’dakilere kıyasla daha neşeli olsalar da Alman iş piyasasının ayrılmaz bir parçası olan sendikalardan pek memnun değillerdi. (Sendika sekreteri Poschmann Times’a “Bentonville … bizim komünist olduğumuzu düşündü” şeklinde açıklama yapmıştır.)

Başka bir deyişle, diğer pek çok gündelik uygulamada olduğu gibi Amerikalıların gülüşü kültürlerinin bir ürünüdür ve benzer şekilde ihraç etmesi zor olabilir.

Amerika’ya ilk defa giden turistlerin de dikkatini çeken bu “Amerikan Gülüşü” altında yatan bazı faktörlere de bağlı olsa sonuçta gülmek insanlar arasındaki iletişimi kolaylaştıran, güçlendiren ve bir çok açıklamayı gereksiz bırakan doğal bir vücut dilidir. Tüm kültürlerde daha fazla ve rahat gülmenin, gülebilmenin yaygınlaşmasını görmek tüm diş hekimlerinin beklentisidir.

Yazar

Onur Öztürk

Diş Hekimi - Plusdent

Benzer yazılar

Yorum Yaz

Devamını oku:
Diş Beyazlatmayla Öğle Tatilinizden Bembeyaz Dişlerle Dönün…

Kuron

Kapat
Bu sitede verilen bilgiler tanısal,teşhis veya tıbbi öneri amaçlı olmayıp, bilgilendirme amaçlıdır, sonuçları için hiç bir sorumluluk kabul edilemez. Tedavi edilmesi gereken bir hastalığınız var ise veya olduğunu düşünüyorsanız, konusunda uzman bir hekime başvurunuz. www.onurozturk.com 'da verilen bilgiler hekim muayenesi yerine geçmez. Diş hekimi Onur Öztürk’ e ait olan www.onurozturk.com internet sitesinin tüm hakları saklıdır. Sahibinin izni olmadan siteden hiçbir kopya yapılamaz. Kopyaların kullanımından dolayı sorumlu tutulamaz.