Neden Herkesin Gülüşü Birbirinden Farklıdır?

09 Ara 2014

Kahkaha bulaşıcı olabilir; fakat herkesin gülümsemesi farklıdır.

Ünlülerin gülüşlerini düşünün: Fran Drescheri, Eddie Murphy, Angelina Jolie… Şimdi de kendi gülüşünüzü düşünün. Hepsi birbirinden farklı; tıpkı aksanlarımızın birbirinden farklı olması gibi.

Neden güleriz?

Gülme sebeplerimiz, mizaha verdiğimiz tepkinin de ötesindedir. Kahkaha; birbirimizle iletişime girdiğimiz ve iyi hissetme etkisinden faydalandığımız sosyal bir araçtır.

Anatominin dışında (kahkaha; limbik sisteminiz, gırtlağınız, akciğerleriniz, solunum kaslarınız ve daha fazlası arasındaki bir ekip çalışmasıdır.) sizin kıkırdamanızı ve bizim de kahkahayla gülmemizi dürtükleyen nedir? Bunun cevabı psikoloji ve insan davranışında yatıyor.

Vücut dili ve davranışı uzmanı Judi James, “The Body Language Bible” isimli kitabında, hepimizin farklı amaçlarla ve koşullar altında farklı biçimlerde güldüğümüzü söylüyor: “Çoğu ‘sosyal maskeleme’ spektrumunun içindedir; yani, kibar olmak için ya da sosyal bir bağ kurmak için bunu yaparız.”

Mesela, favori komedi programınızı izlerken eğer yalnızsanız, muhtemelen daha az sesli gülersiniz; fakat arkadaşlarınızla seyrederken sosyal bir bağ kurmak ve deneyimi paylaşmak için arkadaşlarınızla birlikte gülersiniz.

Gülüşümüz, kişiliğimizi yansıtabilir mi?

Gerçek, özgün bir gülüş ve kahkaha, spontane bir şekilde ortaya çıkar ve o zaman nasıl ses çıkardığımızı anlarız. Bu gülüş, genelde bizi utandırır; çünkü farkında olmadan tuhaf sesler çıkarabiliriz.

Sonuç olarak, bunu terbiye etmeyi ya da bastırmayı öğreniriz; kendimizin yarattığı bir biçimde güleriz (ya bilinçli olarak ya da olmayarak). Eğer dişlerimizin bilincindeysek ya da genel olarak başkalarının yanında utangaçsak, mümkün olduğu kadar kendimizi örtbas ederiz; yani daha düzgün sesle çıkan bir gülüş üretiriz. Bunun sebebi, vücut dilidir.

Bir kişinin gülüşünün vücut diline bakarsanız, onun kişiliği ile alakalı özellikleri görebilirsiniz; sosyal baskı, dışa dönük davranışlar ya da saldırganlık gibi. Tüm bunlar, gülümsemenin kişiliği ve davranışı hakkında bize bir şeyler söyler.

Bastırılmış bir gülümseme, yoğun bir öz kontrolü belirtir ; kesik ve kuvvetli bir gülüş, gerginliği ya da utangaçlığı gösterir.

Hep aynı şekilde mi güleriz?

Yalnızca tek bir gülümsememizin olduğunu düşünürüz; ancak repertuvarımızda pek çok gülme şekli mevcuttur. Birinin gülümsemesini değiştirmesi gibi gelir, o kişi sadece bir gülüşten diğerine geçiş yapıyordur.

“Bu durum, hayat değişiklikleriyle ilişkili olabilir. Örneğin; eğer hayatınız herhangi bir sebepten ötürü zorlaştıysa, iyi bir sosyal gülüş üretmek için iç stresinizi ya da depresyonunuzu örtmek için kendinizi daha çok zorlarsınız. Bu ‘yalan’, farklı bir ton ya da tür yaratabilir.

Aynı zamanda, “öğrenilen davranışlar”dan kolay etkileniriz. Diğer kahkahaları dinleriz ve farkında olmadan genelde onları taklit ederiz.

Ne var ki, şunu bilmemiz gerekiyor: Gülüşlerimiz farklı duyulsa da, temel açılardan yine de birbirine benzerdir. Farklı dilsel özelliklere sahip olmamıza rağmen kahkaha, dil kadar sınırsız değildir.

Kalıtsal mıdır?

“Dil bilimciler, psikologlar ve filozoflar; bu tarz başlıca seslendirmelerle baş etmekte zorlanıyor; çünkü kahkahaya bir konuşma biçimi olarak yaklaşıyorlar. Gülmek ve ağlamak, bir köpeğin havlamasıyla daha çok benzerlik gösteriyor. “konuşmaya nazaran” diyor Provine.

Bu “başlıca seslendirmeler”, bize miras kalmış olabilir. “Laughter: A Scientific Investigation” adlı kitabında Provine, tek yumurta ikizlerinin doğumda ayrılıp 40 yıl sonra tekrar bir araya gelmelerinin hikâyesini kanıt olarak sunuyor: Her ikisi de aynı gülüşe sahipler.

“Bu neşe dolu ikizlere muhtemelen gülüşlerinin bazı tarafları miras kalmış; gülmeye hazır oluşları ve mizah anlayışları bile…” diye yazıyor kitabında. Fakat Provine, kahkahanın genetik özelliklerinin daha iyi anlaşılabilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

Ancak bu ikizler, başka bir soruyu daha akla getiriyor:

Niçin yaş grupları arasında farklılık gösterir?

Bunun en büyük sebebini tutuklulukla açıklıyabiliriz: Çocuklar, en spontane gülme biçimini yaratırlar; çünkü hayatta daha sonra edindiğimiz tutukluklara henüz sahip değiller. Yetişkinler, çoğunlukla ağızlarını ya da yüzlerini kapatırlar. Bir çocuk, gıdıklandığında veya havaya atıldığında ya da birisi ona komik yüz ifadeleri yaptığında güler. Bir yetişkin, bir başkasının gördüğü zarara ya da şanssızlığına da gülebilir.”

Bizi güldüren ne olursa olsun, hangi yaşta olursak olalım, şurası bir gerçek ki: “Gülmek her derdin devası, en iyi ilaçlardan birisidir!”

Yazar

Onur Öztürk

Diş Hekimi - Plusdent

Benzer yazılar

Yorum Yaz

Bu sitede verilen bilgiler tanısal,teşhis veya tıbbi öneri amaçlı olmayıp, bilgilendirme amaçlıdır, sonuçları için hiç bir sorumluluk kabul edilemez. Tedavi edilmesi gereken bir hastalığınız var ise veya olduğunu düşünüyorsanız, konusunda uzman bir hekime başvurunuz. www.onurozturk.com 'da verilen bilgiler hekim muayenesi yerine geçmez. Diş hekimi Onur Öztürk’ e ait olan www.onurozturk.com internet sitesinin tüm hakları saklıdır. Sahibinin izni olmadan siteden hiçbir kopya yapılamaz. Kopyaların kullanımından dolayı sorumlu tutulamaz.