Yüzle İlgili Farkındalık: Gülmenin Anlamı

Gülmenin Anlamı
11 Mar 2021

Gülmek tam olarak nedir ? Nasıl güleriz ? Gülüşümüzü kaybedersek geri kazanmamız mümkün müdür ?

Gülmek, insana dair eylemlerin en temel olanlarından biridir.  Yeni doğan bebekler kendiliğinden, bir refleks olarak gülümseyebilirler ve bu bazen anne babalar tarafından varlıklarına verilen bir tepki olarak yanlış algılanabilir. Ancak altı ila sekiz hafta geçmeden bir bebeğin çevresindekilere tepki olarak gülmesi mümkün değildir. Yeni ebeveynlerin bebeklerinin bu ilk refleks gülmesini iyimser bir şekilde yorumlaması, gülmenin karmaşıklığını yansıtır : fiziksel olarak eylem vardır ve toplum onu bu şekilde yorumlar – işte gülmek ve gülmenin anlamı.

Fiziksel olarak bakıldığında gülmek yeterince açıktır. İnsan yüzünde ifadeleri kontrol eden 17 çift kas vardır, bunlardan biri de orbicularis oris adında, ağzın etrafını çevreleyen bir kastır. Beyin gülmeye karar verdiğinde, kafatasındaki altıncı ve yedinci sinirler üzerinden bir mesaj gönderilir. Yüzün her iki tarafındaki kaşlardan çeneye kadar olan ve dudakları, burnu, gözleri ve alnı kontrol eden kasların birleşimine bağlanır.

Kültürel olarak gülmek, insanlık tarihinin başlangıcından, 2500 yıl önceki gülen Yunan kouros heykellerinden emojilere kadar dayanır. Gülen yüzlere sahip emojiler, çevrimiçi mesajlaşmada en çok kullanılanlardır. Oxford Sözlükleri tarafından, 2015 yılının en popüler emojisi “Gülmekten ağlayan yüz” seçilmişti. Tıpkı bu emojinin sadece mutluluktan daha fazlasını ifade ettiği gibi – ironik bir durum olarak eklenen gözyaşları – çok daha fazla gülündüğünü ifade ediyor.

Nonverbal Behavior Dergisi’nde yayınlanan 2016’ya ait bir çalışmada, 44 farklı kültürden binlerce insana, sekiz yüzün  -dört gülümseyen, dört gülmeyen- fotoğraflarını içeren bir anket yapıldı. Çoğu insan gülen yüzleri, gülmeyenlerden daha dürüst olarak kabul etti. Bu fark İsviçre, Avustralya ve Filipinler gibi bazı ülkelerde çok büyük, ancak Pakistan, Rusya ve Fransa gibi diğer ülkelerde küçüktü. İran, Hindistan ve Zimbabve gibi birkaç ülkede, gülmenin güvenilirlik konusunda hiçbir etkisi yoktu. Araştırmacılar, güvenin düşük olduğu yerlerde, gülerek katılımcıyı etkilemenin daha az mümkün olduğu sonucuna vardılar. Yazarlar, yolsuzluk oranının artmasının, herhangi bir şüphe uyandırdığında, gülümseyen bireylere verilen güveni azalttığı sonucuna vardılar.

Eski Ahit’te – ironik bir şekilde acının kitabında – tam bir gülüş vardır. Birçok pasajda “yüzlerin parlaması”ndan bahsedilir, bu da gülümseme ya da göksel aydınlanma anlamına gelebilir. Ayrıca Doğu dinleri de, çoğu zaman aydınlanmayı göstermek için gülmeyi kullanırlar. Orijinal Budist metinlerinde kutsal olarak gülüşten bahsedilmese de, Buda ve çeşitli dini figürler sakin gülümsemelerle tasvir edilmiştir. İsa ise ağlar ama asla gülmez.

Rahat gülmemizi engelleyen bazı tıbbi durumlar vardır. Bunlardan en sık karşılaşılanı yüz felcidir. Daha nadir olansa Moebius sendromudur. Eksik ya da kısalmış kafatası sinirlerinin neden olduğu, gülmenizi, kaşlarını çatmanızı ya da gözlerinizi yan yana hareket etmenizi engelleyen konjenital bir yüz felcidir. Moebius sendromu olan 67 yaşındaki hasta “Roland Bienvenu”, yüzünüzde bir maske varmış gibi hissedildiğini ve gülümseyemediğinizde diğer insanların size karşı yanlış bir izlenim edinebildiklerini söylüyor. “Karşınızdakinin neredeyse düşüncelerini okuyabilirsiniz. Onunla ilgili bir probleminiz mi var? Bir kaza mı geçirdiniz ? diye düşünürler. Entelektüel yeteneğinizi sorgularlar. Hatta bazen yüzünüzdeki bu boş ifade yüzünden zihinsel engelli olduğunuzu düşündükleri bile olur.”

Gergin bir gülüş de, en az hiç gülmemek kadar sorunlu olabilir. Bir teratomayla doğmuş, nefes borusunda hızla büyüyen tümörlere sahip olan Dawn Shawn, “Yarım bir gülüşüm var, bu sayede bile bir duyguyu başarılı bir şekilde aktarabilirim.” Diyor. “Benim için en zor kısım, kendimi gülümsediğim fotoğrafları görmekti, çünkü gülmek, yüzümün yarısının çok fazla hareket etmediğini çok belli ediyordu. Ama sonunda bununla yaşamayı öğrendim. Bu benim gerçeğim ve böyle gözüküyorum.”

Gülüşü kaybetmek her yaşta ciddi bir darbe olsa da, hayatlarının geri kalanında onları taşıyacak gücü bulan ya da en azından bunu deneyen genç insanlar üzerinde belirli bir etkiye sahip olabilir. Philadelphia Çocuk Hastanesi’nde meslek terapisi sorumlusu Tami Konieczny, bunun büyük bir problem olduğunu söylüyor. “Birine baktığımızda ilk gördüğümüz şey onun yüzüdür. Gülüyor mu, gülmüyor mu ya da yarım mı gülüyor, bunlara dikkat ederiz. Biri yüz ifadelerinizi okuyamadığında bunu sosyal olarak kabul etmesi çok zordur. Bu durum özellikle çocuklar için çok yıkıcıdır. Fotoğraflarını sürekli fotoşoplayan çocuklar hatırlıyorum. Ayna karşısında en iyi göründükleri gülüşlerini seçip o şekilde poz veriyorlardı. Fotoğraflarını sosyal medyaya koymadan önce düzenliyorlardı.”

Modern plastik cerrahinin babası Harold Gillies, 1934’te, hastalara gülme yeteneğini yeniden kazandırmanın onların “daha rahat hissetmesini” sağladığını bildirmişti. Buna ek olarak, Gillies, psikolojik etkinin de önemli değerlerden biri olduğunu gözlemledi. Yorumlayıcı tarafta, Charles Darwin, 1872 tarihli bir dönüm noktası olan “İnsan ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi” yapıtında, gülmenin anlamını ve değerini tartıştı. Birçokları gibi, Darwin de gülmeyi bir sürecin parçası olarak görüyordu.

Darwin kendi bebeklerini yakından gözlemledi ve ilk iki gülüşlerini altı haftada, üçüncüsünde daha erken tespit etti. Gülmelerinin sadece mutluluk iletmekten ziyade, “alaycı ya da eleştirel gülüş” ve “doğal olmayan ya da sahte gülüş” ler de olduğundan bahsetti ve çevresindekilerin bunların farklarını okuyup okuyamayacaklarını görmek için fotoğraflar gösterdi.

Gülmenin bilimsel incelemesi cinsiyete (genellikle kadınlar daha çok güler) ve kültürlere göre farklılıklar gösterir. Gülmek kesinlikle iletişimle ilişkilidir. İnsanlar toplum içinde oldukları zaman ve diğerleriyle daha fazla etkileşim kurarken, yalnız olduklarından daha fazla gülerler.

Bilim insanları, nedenini bilmedikleri bir şekilde, gülmenin diğer yüz ifadelerinden çok daha kolay tanındığını gösterdi. Ohio State Üniversitesi’nde elektrik ve bilgisayar mühendisliği profesörü Aleix Martinez, “Gülmeyi çok iyi tanıyoruz” diyor. “Bu neden doğru ? Kimse şu anda buna cevap veremez, gerçekten bilmiyoruz. “İnsanlara yüz ifadesi resimlerini çok hızlı bir şekilde gösterdiğimiz “10 milisaniye, 20 milisaniye- gösterdiğimiz klasik bir deneyimiz var.  Size sadece 10 milisaniye süresince bir görüntü gösterebiliyorum ve bana bunun bir gülme olduğunu söyleyebiliyorsunuz. Başka hiçbir yüz ifadesinde bunu yapabilmemiz mümkün değil.”

Martinez, “Kesinlikle hiçbir anlam ifade etmeyen korkuyu tanımak, bir gülmeden 25 kat daha uzun bir süre yani, 250 milisaniye gerektiriyor.” Diyor. “Korkuyu tanıma, hayatta kalmanın temelidir, fakat biz gülmeye daha bağlıyız…”

Çalışmalar, gülen yüzlerin tarafsız olanlardan daha tanıdık olarak değerlendirildiğini göstermiştir. Gülmeyi bu şekilde daha kolay tanıyan sadece biz değiliz. Bu hem insanlar hem de makineler için geçerli. Bilim insanları yaklaşık 150 yıldır gülmeyi araştırmaya devam etseler de, hala milyonlarca olası yüz ifadesi arasında gülme türlerini kategorize etmeye çalışmaktalar. “Şu anda bilimsel literatürdeki temel sorulardan biri, kaç tane yüz ifadesine sahip olduğumuzdur. Fakat bunu hala kimse bilmiyor.

Martinez gibi gülmeyi -aynı zamanda diğer yüz ifadelerini- inceleyen bilim insanları, gülmenin, insanlığın dil öncesi mirasının kalıntıları olduğunu söyler. İnsan dili, 100.000 yıl öncesine kadar gelişmeye başladı, ama bizim yüz ifadelerimiz, insan varlığının kökenlerinden daha öncesine dayanıyor.

“Sözlü olarak iletişim kuramadığımız için yüzümüzle iletişim kurmak zorunda kaldık” diyor Martinez. “Bu bizi bilimde çok ilginç, çok temel bir soruya götürüyor : dil nereden geliyor? ” Hipotezlerden biri, duyguların yüz ifadesiyle evrim geçirdiğini söylüyor. “Önce yüz kaslarımızı hareket ettirmeyi öğrendik -‘ Mutluyum. Seninle iyi hissediyorum! Sinirliyim. Tiksinti hissediyorum!’” Sonra yüz ifadelerine göre bir dilbilgisi gelişti ve zamanla dil dediğimiz şeye dönüştü. Yani, dil kadar karmaşık bir şeyin neyden evrimleştiğini merak ettiğimizde, cevap neredeyse kesinlikle bir gülümseme ile başlıyor.

 

Bu yazılarımız da ilginizi çekebilir:

Yazar

Diş hekimi Onur Öztürk

Diş Hekimi - Plusdent

Benzer yazılar

Yorum Yaz

Devamını oku:
Tam Seramik Kuronlar

Gülüş Estetiği Sonrası Bakım

Kapat
Bu sitede verilen bilgiler tanısal,teşhis veya tıbbi öneri amaçlı olmayıp, bilgilendirme amaçlıdır, sonuçları için hiç bir sorumluluk kabul edilemez. Tedavi edilmesi gereken bir hastalığınız var ise veya olduğunu düşünüyorsanız, konusunda uzman bir hekime başvurunuz. www.onurozturk.com 'da verilen bilgiler hekim muayenesi yerine geçmez. Diş hekimi Onur Öztürk’ e ait olan www.onurozturk.com internet sitesinin tüm hakları saklıdır. Sahibinin izni olmadan siteden hiçbir kopya yapılamaz. Kopyaların kullanımından dolayı sorumlu tutulamaz.