15 Eki 2014

Diş mineleri insan vücudunun en güçlü maddesidir. Bu, yarı temiz, kuvvetli dış tabaka dişlerinizi, yeme ve çiğnemeden -aynı zamanda aşırı sıcak ve soğuk yemekle içeceklerden- ötürü oluşan günlük zarar ve yıpranmalardan korur. Diş mineleri dişlerinize zarar veren asit ve kimyasallara karşı kalkan görevi de görür.

Bu tabaka aşınmaya başladığında dişleriniz, diş çukurları ve çürüklerine karşı korunmasız kalır. Sıcak ve soğuk yiyeceklere, içeceklere ya da tatlılara karşı daha çok tepki vermeye başladığınızı fark edersiniz. Çünkü bunlar diş minelerinizdeki boşluklardan sinirlerinize iletilmiştir. Bazı basit alışkanlıklar edinerek diş minelerinizin bozulmasını engelleyebilir ve inci beyazlığınızı koruyabilirsiniz. Ama önce bu erozyona nelerin neden olduğuna bir bakalım.

Neler erozyona sebep olur?

Erozyona, dişlerinizin dış tabakasına zarar verebilecek sebepleri sıralayabiliriz:

  • Çok fazla şeker… Ağzınızdaki bakteriler şekerden beslenir ve diş minelerinizi yiyebilen asitler üretir. Dişlerinizi düzenli olarak temizlemediğiniz takdirde durum vahim bir hal alır.
  • Çok ekşi yemekler… İçlerinde çok fazla asit bulundurur. Bu da diş minelerine zarar verir.
  • Kuru ağız… Tükürük, ağzınızdaki bakteri asitlerini ve kalan yemekleri yıkayıp çıkartarak ve pH seviyenizi normal seviyeye getirerek diş çürümelerine engel olur.
  • Reflü hastalığı ya da mide ekşimesi… Reflü, mide asitlerini ağzınızda toplayarak diş minelerinize zarar verir.
  • Bulimia (yeme, içmeden sonra kilo almamak için kusma), bu durumdaki kişiler sıklıkla kusarlar. Alkoliklik ya da aşırı içki içme; alkol ağız kuruluğuna yol açar… Bu da dişlere hiç iyi gelmez.
  • İçinde çok fazla asit bulunduran ilaç veya ek besinler… Aspirin ya da C vitamini gibi.
  • Dişleri çok sert fırçalamak ya da gıcırdatmak.

    Belirtileri nelerdir?

  • Sıcak, soğuk ya da tatlı yiyecek veya içecek tükettiğinizde acı hissedersiniz.
  • Dişleriniz kırılganlaşır.
  • Dişlerinizin üzerinde yumuşak ve parlak bir doku oluşur.
  • Dişleriniz sararır.
  • Isırdığınız ve çiğnediğiniz yerleri gösteren göçükler oluşur.

    Diş minelerinizi nasıl koruyabilirsiniz?

    Evde ya da diş hekiminizin muayenehanesinde yapacağınız diş bakımı, sağlıklı dişler ve sağlıklı bir ağız için en iyi yoldur. Sağlıklı dişlere ve sağlıklı bir ağza sahip olmak için;

  • Kola, meyve suyu gibi asidik yiyecek ve içecekleri fazla tüketmeyin. Asidik bir şey tüketiyorsanız da bunu yemek zamanlarında yapın. Böylece diş minelerinizin işini kolaylaştırmış olursunuz.
  • Asidik bir şey yedikten ya da içtikten sonra ağzınızı su ile hemen çalkalayın.
  • İçerdikleri zararlı maddelerin dişlerinize yapışmaması için kola ve meyve suyu içerken pipet kullanın. Ayrıca bu içecekleri tüketirken ağzınızın içinde çalkalamayın.
  • Asitlerden kurtulmak için yemeğinizi bir bardak süt ya da bir parça peynirle tamamlayın.
  • Ksilitol içeren şekersiz sakız çiğneyin. Ksilitol, ağzınızdaki asit miktarını azaltır. Ayrıca sakızlar daha fazla tükürük (anahtar minerallerle dişlerinize kuvvet verir) salgılamanıza da yardımcı olur.
  • Ağzınız çabuk kuruyorsa gün içerisinde bol bol su tüketin.
  • Yumuşak bir diş fırçası kullanın ve dişlerinizi çok sert fırçalamamaya gayret edin.
  • Asidik yiyecek ya da içecek tükettikten sonra dişlerinizi fırçalamak için en az 1 saat bekleyin. Çünkü bu gıdalardaki asit, diş minelerinizi yumuşatır ve daha korunmasız kalmasına neden olur.
  • İçinde florür barındıran diş macunu ve ağız çalkalayıcı kullanın. Diş doktorunuz hangi ürünlerin dişlerinizi koruyabileceğini ve onların hassasiyetini artırmayacağını size söyleyebilir.
  • Bulimia, alkol bağımlılığı ya mide ekşimesi gibi rahatsızlıklarınız varsa bunlar için tedavi görün.

Yazar

Onur Öztürk

Diş Hekimi - Plusdent

Benzer yazılar

Yorumlar ( 4 )

  • cihan birgili

    onur bey , florur maddesinin bilimsel olarak kafa tasimiz icerisndeki epifiz bezine ne tip zararlar verdigi bilgisinden haberdar olmamak gibi bir luksunuz yok. eger ki dis hekimligi yapiyorsaniz

  • Zeyzey

    Bilimselliğin global tiranlığa hizmet ettiğini göz önünde bulundurursak, kanıt sunmaya çalışmak çok anlamsız ve gereksiz olacaktır. Bırakın efendim kim ne halta inanmak istiyorsa inansın. Herkes kendi yolunun yolcusu ve doğrularının savunucusudur. Aynı bilimsellik avrupada yasaklanıp geri kalanı türkiye vb. Ülkelere gönderilen aşılar ve çocuklar üzerinde yarattığı tahribatı da görmemezden geliyor. Otizm diye bi hastalık icat ettiler, savaşabiliriz bununla diye reklamını yapıp bu yasaklı ilaçları kullandılar ve hala devam ediyorlar. Bizim epifiz bezimiz hapı yutmuş ne yazar. Onca özel hastahane ve doldurulacağına dair sözler verilen şehir hastaneleri yapıldı bırakın efendim böcek ilacı yapma sanatında bir dev olan bayerin ilaçlarını yuta yuta düşsünler hastahanelere, acı çekerek yahut morfinlenerek birer deney faresi gibi çekirgenin zıplayacağı son sefere şahitlik etsinler. Kafamızın içinde süs diye taşıyacaksak beynimizi, beyinsizliğimizin bedelini de elbet ödeyeceğiz. Sunulanlarla donatılan zihinlere ahkam kesmeye hiç gerek yok. Herkes kendi beyninden, vicdanından sorumludur. Hörmetler…

    • Onur Öztürk

      Merhaba, büyük markaların endeksinde olan sektörlerin güvenilirliğini şiir gibi sorgulamışsınız fakat ben yine de bilime inanmayı seçiyorum ve tavsiye ediyorum. Bilimin kendisi de değişkendir bundan dolayı dediğiniz gibi “herkes kendi beyninden, vicdanından sorumludur”. Benim yorumlarımı da değerlendirmek yine okuyana kalacaktır tabii ki. Burada sadece bir kaç önemli ek yapmak isterim, bunları da dikkate almanızı isterim. Öncelikle florür konusunda Amerika, İskandinav ülkeleri, İngiltere, Kanada ve Kuzey Kore gibi ülkeler bizde daha katılar. Bu ülkelerde ortalama olarak halkın içtiği içme suları florlanmaktadır ve bu oran %25-40 arasında değişmektedir. Genelde bu ülkelerde “florür” aleyhinde oluşan toplumsal kamplaşmaların temelinde etik olarak insaların içtikleri sularda istekleri dışında vücutlarında florür depolamalarıdır. Bu konuda yapılan kısıtlı (*) çalışmalar florürün epifiz bezine zarar verdiği, çocuklarda zeka geriliğine yol açtığı, uzun dönemde kanser için altyapı oluşturduğuna dair mevcuttur. Bu çalışmaların sayılarının az olmaları, epidemik olarak anlamlı olmamaları ve tekrarlanabilirliklerinin arkasında bir çok soru işareti olması sebebiyle genel olarak bunun dikkate alınması gerektiğini ama esas belirleyici kriter olamayacağı düşünülüyor. Bugün florürün dişler için en etkili sonuç verdiği mekanizmanın topikal yani direkt diş üzerine yapılan koruycu uygulamalar ve diş macunu ile eser miktarda almak olduğu bulunduğu için Dünya Sağlık Örgütü gibi bazı dernekler topikal uygulamaların öncelik alınmasını salık veriyorlar. Bu konuda toplumların florür karşısındaki tartıştığı konular sistemik alımıyken diş macunu ile alınması değildir. Maalesef ülkemizin klasik hastalığı olan “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak” burada da bizleri bulduğu için, konu hakkında gerçek anlamda bilgi sahibi olmayan internet gezginlerinin insanlara toplum sağlığı konusunda salık vermeleridir (sizi tenzih ediyorum). Okuyacağınız yabancı kaynaklardaki kaygıların içme sularının yüksek oranlarda florür eklenmesi ile olduğunun, bu kaygıların diş macunundaki oranlarla ilgili olmadığını göreceksiniz. Ayrıca yine de florürlü ürün kullanmak istemeyen hastalarıma da benim tavsiyem içeriğinde yüksek oranda xylitol bulunan diş macunlarını kullanmaları yönünde olacaktır, en azından tükürüğün kendi kendini onarmasını tetikleyecek bir mekanizma ile desteklemek faydalı olacaktır. Katkınız için teşekkür ederim.

Yorum Yaz

Bu sitede verilen bilgiler tanısal,teşhis veya tıbbi öneri amaçlı olmayıp, bilgilendirme amaçlıdır, sonuçları için hiç bir sorumluluk kabul edilemez. Tedavi edilmesi gereken bir hastalığınız var ise veya olduğunu düşünüyorsanız, konusunda uzman bir hekime başvurunuz. www.onurozturk.com 'da verilen bilgiler hekim muayenesi yerine geçmez. Diş hekimi Onur Öztürk’ e ait olan www.onurozturk.com internet sitesinin tüm hakları saklıdır. Sahibinin izni olmadan siteden hiçbir kopya yapılamaz. Kopyaların kullanımından dolayı sorumlu tutulamaz.